Melisa Gaona'nın yaşadığı ağrıları neredeyse hiç kimse ciddiye almıyordu. Doktorlar, leğen kemiği çevresinde bıçak saplanmasını andıran ağrının hayatını tehdit etmediğini belirterek onu defalarca acil servisten geri çevirdi. Bazı doktorlar ise onun hastalık hastası olduğunu ya da numara yaptığını iddia etti.
Melisa, ülkesi Kolombiya'da 20 yıl boyunca farklı doktorların kapısını çaldı. Buna rağmen karnındaki kramplar, şişkinlik ve dayanılmaz adet ağrıları zamanla daha da şiddetlendi. 26 yaşındaki Melisa, BBC Dünya Servisi'ne yaptığı açıklamada, "Çocukluğumdan beri hangi hastalığa sahip olduğumu bilmiyordum" diyor: "Ağrılarım, kusmam, idrar yaparken çektiğim acı...
Bana sürekli hiçbir şeyimin olmadığını ve abarttığımı söylediler." Onlarca kez yoğun bakımda tedavi görmesi, çok sayıda ilaç kullanması ve yedi operasyon geçirmesi de şikayetlerini sona erdirmedi. Belirtileri önce apandisitle, daha sonra hormon dengesizliğiyle, ardından da kanserle ilişkilendirildi. Nihayet ağrıların kaynağını belirlemek amacıyla gerçekleştirilen bir ameliyatta, ileri derecede endometriozisi (çikolata kisti adıyla da biliniyor) olduğu anlaşıldı.
Kesin bir tedavisi bulunmayan bu kronik rahatsızlık, rahmin iç tabakasını oluşturan dokuya benzeyen dokuların vücudun başka yerlerinde gelişmesiyle meydana geliyor. Ancak tanının konması ve sonrasında yapılan çok sayıda tıbbi müdahale, Melisa'nın yaşamını durma noktasına getiren ağrı nöbetlerini ortadan kaldırmadı. Hastanede geçirdiği ve özellikle zor geçen 30 günlük bir dönemin sonunda artık daha fazla dayanamayacağını düşündü.
Geçen yıl 31 Temmuz'da ailesine söylemeden tıbbi ötenazi talebinde bulundu. "Yaşamak istemediğim için değil" diye açıklıyor, "acı çekmeye devam etmek istemediğim için." Yaşadıklarını kamuoyuna anlatmanın kendisine yönelik anlayışı artırabileceğini düşünen Melisa, TikTok'ta paylaşmak üzere bir video hazırladı. "Bir acı döngüsünün içinde sıkışıp kaldım" dedi.
Video kısa sürede geniş kitlelere ulaştı. Fakat bu ilginin onun için bir bedeli de oldu. Tanımadığı kişiler bir anda sağlık durumunun ayrıntılarını tartışmaya, kimlerin ötenazi hakkından yararlanması gerektiğini sorgulamaya ve doktorların kadınların ağrılarına yönelik yaklaşımını ele almaya başladı.
ÖTENAZİ BAŞVURUSU REDDEDİLDİ, DAVA AÇTI
Kolombiya'da onurlu ölüm, anayasal güvence altındaki bir hak olarak kabul ediliyor. Kolombiya, bir sağlık çalışanının hastanın hayatına son verdiği ötenazi uygulamasına izin veren ve bu uygulamayı yasal çerçeveye kavuşturan ilk Latin Amerika ülkesi oldu. Ölümü gerçekleştiren son eylemin hasta tarafından yapıldığı tıbbi yardımlı intihar da suç kapsamından çıkarıldı.
Ancak bu alanda henüz bir düzenleme hazırlanmadı. Kolombiya Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2024 yılında 350'den fazla ötenazi uygulaması gerçekleştirildi. Bu rakam, yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 30'una denk geliyor.
Melisa'nın talebi ise kabul edilmedi. Melisa'nın anlattığına göre San José Hastanesi sağlık kurulu, uygulanabilecek tedavilerin tamamının henüz denenmediği sonucuna vardı. Melisa, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Laboratuvarı isimli hak örgütünün desteğiyle karara itiraz ederek dava açtı.
Ancak genç kadın özellikle şu noktayı vurguluyor: "Ölmek istemiyorum. Ağrı hissetmeyi bırakmak istiyorum." São Paulo'da bir hastanenin ağrı tedavisi birimini yöneten beyin ve sinir cerrahı Pedro Henrique Cunha, Melisa'nın deneyiminin bir uyarı niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor: "Hiçbir hasta, sonunda ciddiye alınabilmek için ölüm talebinde bulunmak zorunda bırakılmamalı." Cunha sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bu durum çoğu zaman kişinin gerçekte ölmek istediği anlamına gelmez.
Günlük işlerini yapma yetisini, bağımsızlığını, uykusunu, işini, ilişkilerini ve iyileşebileceğine dair umudunu yitiren bir insanın dayanma kapasitesinin sonuna geldiğini gösterir." "Yardımlı ölümün; sağlık hizmetlerine ulaşamamanın, tanı konulmasındaki gecikmelerin veya hastanın kendi kaderine terk edilmesinin bir sonucu haline gelmemesi için son derece dikkatli davranmalıyız." Melisa'nın ağrıları ve genel rahatsızlık duygusu henüz beş yaşındayken başladı.
İlk adetini 10 yaşında gördüğünde şikayetleri daha da ağırlaştı. Zaman zaman ağrının etkisiyle bayılıyordu. Ona, adet döneminde böyle hissetmenin olağan olduğu ve "herkesin sancı çektiği" söyleniyordu.
Melisa, "Beni en fazla üzen şey sesimin duyulmaması ve yardım alamamamdı" diyor: "Kendi ailem bile bana inanmıyordu. Dünyaya karşı yapayalnızdım." Hastalığı büyüdükçe en basit günlük işlerini dahi güçleştirdi. Tıp eğitimi alma hayalini gerçekleştirmesinin önüne de geçti.
ACI ÇEKMEYE ŞARTLANDIRILMAK
Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Raquel Magalhães, endometriozisin yaklaşık her 10 kadından birini etkilediğini, ancak hastanın doğru tedaviye ulaşmasının çoğu zaman sekiz yılı bulduğunu söylüyor. Bu süreçte hastalar dört gereksiz ameliyat geçiriyor ve 10 ayrı uzmana başvuruyor. Sorunun kaynaklarından biri, kadınların yemek yemek, dışkılamak, idrar yapmak ve cinsel ilişkiye girmek gibi temel işlevler sırasında bile ağrı yaşamayı normal kabul etmesi.
Magalhães, "Kadınlara, acı çekmenin kadın olmanın bir parçası olduğu öğretiliyor" diyor. Melisa'nın 15-20 yaşları arasında kullandığı hormon implantı, ağrılarının bir tatlı dükkanı işletebilecek, profesyonel makyaj eğitimi alabilecek ve üniversitede bilişim okuyabilecek ölçüde azalmasını sağladı. Ancak implantın kan dolaşımını etkilediğinden şüphelenilmesi üzerine çıkarılması gerektiğinde, şikayetleri önceki dönemden de daha ağır şekilde geri geldi.
Endometriozis tanısından sonra kullanmaya başladığı başka bir ilaç ise Melisa'da bedeninden ayrılmış gibi hissetmesine neden olan bir uyuşukluk oluşturdu. "Partnerim, benimle konuştuğunda bir zombiye konuşuyormuş gibi hissettiğini söylüyor" diye anlatıyor. Çalışamayan, eğitimine devam edemeyen, köpeğini dolaştıramayan ve düzgün uyuyamayan Melisa, yaklaşık bir yılın sonunda dayanabileceği son noktaya geldi.
"Yaşamak yalnızca kalbinin atmayı sürdürmesi değildir" diyor: "Yaşamak aynı zamanda onurunu, bağımsızlığını ve mümkün olan en yüksek yaşam kalitesini koruyabilmektir."
ÖLME HAKKI MI?
Çoğu ülkede ve hukuk düzeninde tıbbi yardımla ölüm uygulamasına izin verilmiyor. İzin verilen ülkelerde ise bu hak çoğunlukla ağır şartlara bağlanıyor. Yeni Zelanda'da ve ABD'nin Oregon eyaleti gibi yerlerde, yalnızca altı ay veya daha kısa yaşam süresi kaldığı öngörülen hastalar bu yönde talepte bulunabiliyor.
İsviçre ötenaziyi yasaklıyor. Bununla birlikte, yardım eden kişi kişisel bir çıkar gözetmiyorsa intihara yardım etmek cezalandırılmıyor. Hollanda, Belçika ve Lüksemburg'da ise hastanın ciddi veya tedavi edilemez bir hastalığının bulunması, dayanılmaz acı yaşaması ve iyileşme olasılığının bulunmaması gerekiyor.
Kolombiya'da mahkemeler 2021 yılında, ötenazi isteyen kişinin ölümcül hastalığın son aşamasında olması şartını kaldırdı. Böylece ileri düzeyde, giderilemeyen acılar yaşayan herkesin başvuru yapabilmesinin yolu açıldı. Kolombiya, endometriozisi kronik, ilerleyici ve kişinin günlük yaşamını sürdürme kapasitesini azaltan bir hastalık olarak kabul ediyor.
Buna rağmen hastanenin sağlık kurulu, Melisa'ya daha kapsamlı cerrahi işlemler uygulanmasını önerdi. Bu işlemler arasında rahmin alınmasının yanı sıra yumurtalıkların ve fallop tüplerinin çıkarılması da bulunuyordu. Dışkı ve idrarın karın duvarında oluşturulan açıklıklardan dışarı alınmasını sağlayan kolostomi ve ürostomi uygulamalarına da ihtiyaç duyulabileceği ifade edildi.
Aldığı sağlık hizmetinden memnun kalmayan Melisa ile partneri Mateo, yurt dışında ameliyat olabilmesi amacıyla bağış kampanyası başlattı. Melisa, aralık ayında organlarından herhangi biri alınmadan hastalıklı dokuların çıkarılması için Hindistan'a gitti. Operasyon sırasında ağrıyı azaltmak amacıyla radyofrekans tedavisi ve sinir blokajları da uygulandı.
Melisa, bu işlemlerin endometriozis belirtilerini önemli ölçüde azalttığını söylüyor. Ancak ağrıya karşı merkezi sinir sistemindeki duyarlılığın artması ve aşırı aktif mesane sendromu da dahil olmak üzere diğer sorunları devam etti. Fizyoterapi programıyla iyileşme sürecini sürdüren Melisa, hastalıklı doku kalıp kalmadığını kontrol etmek için Meksika'da bir operasyon daha geçirebilmek amacıyla bağış toplamayı sürdürüyor.
Melisa ayrıca Kolombiya'daki diğer endometriozis hastalarının haklarını savunmaya başladı. Temmuz ayında kurduğu vakfın, insanların hastalık konusunda bilgi edinmesine ve kendisinin bulamadığı nitelikte bir destek ağı kurmasına katkı sunmasını umuyor. "İnsanlar, kendileri yaşamadıkları için başka birinin acısını hiçbir zaman bütünüyle kavrayamaz" diyor Melisa.
"Fakat bu, empati kuramayacağımız anlamına gelmiyor. Bir şey bana acı vermese bile başka birine acı verebileceğini anlayabiliriz." BBC News Brasil'den Mariana Alvim bu habere katkıda bulundu. İngilizce yayımlanan bu makalenin çevirisi sırasında yapay zekadan yararlanıldı. Yayına alınmadan önce çeviri bir BBC gazetecisi tarafından kontrol edildi.



